Türk sinema ve tiyatrosunun duayen isimlerinden Zihni Göktay, geride bıraktığı eserlerin yanı sıra, hayatın anlamı ve maddi değerlerin geçiciliği üzerine söylediği sözlerle de gündeme geldi. Göktay'ın, "Ne kadar zengin olursan ol, ancak yiyebileceğin kadar yersin. Denize testiyi daldırsan ancak alabileceği kadar su alır; gerisi kalır. Var mı ulan yanında götüren? He?" şeklindeki ifadeleri, insanın temel ihtiyaçları ve ölüm karşısındaki çaresizliği üzerine derin bir düşünceyi tetikliyor.
Bu sözler, özellikle günümüz dünyasında artan materyalizm ve tüketim kültürüne karşı bir duruş sergiliyor. Göktay, zenginliğin ve sahip olunan malların nihayetinde kişisel tatmin ve ölümle birlikte anlamsızlaştığını vurgulayarak, insanın fani olduğunu ve dünyaya hiçbir şey götüremeyeceğini hatırlatıyor. Bu durum, bireylerin yaşam amaçlarını ve mutluluk anlayışlarını yeniden gözden geçirmelerine neden olabilir. Kanuni Sultan Süleyman'a atıfta bulunarak sözlerini pekiştirmesi ise, bu felsefenin tarihi kökleri olduğunu ve yüzyıllardır geçerliliğini koruduğunu gösteriyor.
Zihni Göktay'ın bu derin ve bilgece sözleri, bir vasiyet niteliği taşıyor. Ölümün kaçınılmazlığı karşısında insanın sahip olduğu maddi değerlerin önemsizliğini ve asıl önemli olanın yaşanılan anlar, paylaşılan duygular ve geride bırakılan manevi miras olduğunu işaret ediyor. Bu türden çıkışlar, toplumda bir farkındalık yaratma potansiyeli taşıyor ve insanları daha anlamlı bir yaşam sürmeye teşvik ediyor. Göktay'ın bu sözleri, sanatıyla olduğu kadar düşünceleriyle de iz bırakmaya devam edeceğinin bir kanıtı olarak hafızalarda yerini alıyor.