İstanbul'da faaliyet gösteren kağıt ve pet şişe toplayıcıları, yeni getirilen Döngüsel Ekonomi ve Atık Yönetimi (DOA) sistemi nedeniyle ciddi gelir kayıpları yaşadıklarını dile getirdi. Toplayıcılar, daha önce bir saatlik çalışma ile topladıkları geri dönüştürülebilir malzeme miktarını, yeni sistemle birlikte beş günde dahi toplayamadıklarını belirtti. Bu durum, özellikle kayıt dışı ekonominin önemli bir parçası olan ve binlerce ailenin geçim kaynağını oluşturan bu sektörde endişe yaratıyor.
DOA sisteminin getirdiği düzenlemeler, atık toplama ve geri dönüşüm süreçlerinde bir dizi değişikliği beraberinde getirdi. Sistemin temel amacı, atık yönetimini daha verimli hale getirmek ve geri dönüşüm oranlarını artırmak olarak açıklansa da, sahada çalışan toplayıcılar bu durumdan olumsuz etkilendiklerini ifade ediyor. Toplayıcılar, yeni sistemin kendilerine yeterli alan ve zaman tanımadığını, ayrıca topladıkları malzemelerin değerinde de düşüş yaşandığını öne sürüyor. Bu durum, uzun yıllardır bu işi yaparak geçimini sağlayan bireylerin ekonomik olarak zor durumda kalmasına neden oluyor.
Eskiden bir saatte rahatlıkla toplayabildikleri pet şişe ve kağıt miktarının, yeni sistemle birlikte günlerce süren çabalara rağmen elde edilemediği aktarılıyor. Bu düşüşün temel nedenleri arasında, toplanan atıkların belirli noktalarda toplanması zorunluluğu, toplama izinlerinin kısıtlanması ve geri dönüşüm tesislerine erişimde yaşanan güçlükler gösteriliyor. Toplayıcılar, bu yeni düzenlemelerin kendilerini daha da kayıt dışı çalışmaya itebileceği veya tamamen işsiz kalmalarına yol açabileceği endişesini taşıyor. Sektör temsilcileri, yetkililerden acil çözüm beklediklerini ve mağduriyetlerinin giderilmesi için diyalog kurulmasını talep ettiklerini belirtiyor.
Bu gelişmenin, İstanbul'un genel atık yönetimi stratejisi üzerindeki etkileri de merak konusu. DOA sisteminin uzun vadede geri dönüşüm hedeflerine ulaşmada ne kadar başarılı olacağı ve bu süreçte dezavantajlı grupların korunup korunmayacağı önümüzdeki dönemde daha net ortaya çıkacak. Uzmanlar, bu tür geçiş süreçlerinde, sahada çalışan ve sistemin doğrudan etkilediği kesimlerin sosyo-ekonomik durumlarının göz ardı edilmemesi gerektiği uyarısında bulunuyor. Toplayıcıların yaşadığı gelir kaybının, hem bireysel refahı hem de genel ekonomik dengeyi olumsuz etkileyebileceği değerlendiriliyor.