Psikolog Feyza Bayraktar tarafından sosyal medya platformunda paylaşılan bir yazı, bireylerin henüz yeterince tanımadıkları kişilerle aşırı derecede kişisel bilgi paylaşımında bulunarak kurdukları 'güven yanılsaması'na dikkat çekiyor. Bayraktar'ın uyarısı, özellikle dijital çağda hızla gelişen sosyal ilişkilerde, paylaşılan bilginin derinliği ile kurulan bağın gerçekliği arasındaki potansiyel kopukluğa işaret ediyor. Bu durum, bireylerin kendilerini daha yakın hissetmelerine neden olsa da, ilişkinin henüz bu derinliği kaldıracak olgunluğa erişmediği durumlarda hayal kırıklığına yol açabiliyor.
Günümüz sosyal medya ortamları, bireylerin kendilerini ifade etmeleri ve bağ kurmaları için geniş bir alan sunuyor. Ancak bu durum, bazı durumlarda 'aşırı paylaşım' olarak adlandırılabilecek bir eğilimi de beraberinde getiriyor. Henüz yeni tanışılan veya yeterince derinlikli bir bağ kurulmayan kişilerle, geçmiş travmalar, kişisel sorunlar veya hassas bilgiler paylaşmak, karşı tarafta bir yakınlık ve anlayış beklentisi yaratabiliyor. Bu beklenti, paylaşılan bilginin yoğunluğundan kaynaklanan bir 'güven yanılsaması'ndan besleniyor. Oysa gerçek bir güven ve bağ, zamanla, karşılıklı etkileşimle ve ortak deneyimlerle inşa ediliyor. Sadece tek taraflı ve erken bir bilgi akışı, ilişkinin temellerini sağlamlaştırmak yerine, üzerine inşa edildiği zemini zayıflatabiliyor.
Bu yanılsamanın temelinde, dijital iletişimin doğası yatıyor olabilir. Sanal ortamda kurulan bağlar, yüz yüze iletişimin gerektirdiği zamanı, sabrı ve karşılıklı anlayışı her zaman sağlamayabiliyor. Hızlı ve kolay iletişim imkanları, bireyleri daha hızlı bir yakınlaşma beklentisine itebiliyor. Ancak Bayraktar'ın da vurguladığı gibi, bir konuşmanın derinleşmesi, ilişkinin de aynı oranda derinleştiği anlamına gelmiyor. Bu noktada, bireylerin kendilerine sorması gereken soru, paylaşımlarının gerçek bir bağ kurma amacı mı taşıdığı, yoksa sadece geçici bir rahatlama veya onay arayışı mı olduğudur. İlişkinin henüz emekleme aşamasındayken atılan bu adımlar, ilerleyen süreçte beklentilerin karşılanmaması durumunda ciddi hayal kırıklıklarına ve güven sarsılmalarına neden olabiliyor.
Sonuç olarak, Feyza Bayraktar'ın uyarısı, sosyal ilişkilerde şeffaflık ve dürüstlüğün önemini vurgularken, aynı zamanda bu değerlerin ne zaman ve ne ölçüde kullanılması gerektiği konusunda bir farkındalık yaratmayı hedefliyor. Dijital dünyada kurulan ilişkilerde, paylaşılan bilginin derinliği ile gerçek bağın inşası arasındaki dengeyi kurmak, uzun vadeli ve sağlıklı ilişkiler için kritik önem taşıyor. Aşırı paylaşımın getirdiği güven yanılsaması, bireyleri gerçekçi olmayan beklentilere sürükleyerek, potansiyel olarak incinebilecekleri bir duruma sokabiliyor. Bu nedenle, bireylerin sosyal etkileşimlerinde daha bilinçli ve ölçülü olmaları tavsiye ediliyor.