İstanbul Şehir Hatları Genel Müdürü Sinem Dedetaş hakkında, bir gazetede kullanılan "twerkçi" ifadesi, kamuoyunda ve sosyal medyada sert tepkilere neden oldu. Akit gazetesinin, Dedetaş'ın gözaltına alınmasıyla ilgili haberinde kullandığı bu dil, gazetecilik etiği ve kadınlara yönelik kullanılan dil konusunda yeni bir tartışma başlattı. Kullanılan ifadenin, bir kamu görevlisine yönelik olması ve haberin içeriğiyle bağdaşmaması, eleştirilerin odağında yer aldı.
Sinem Dedetaş, İstanbul'da deniz ulaşımının önemli bir ayağını oluşturan Şehir Hatları'nın başında bulunan bir isim. Kendisi, göreve geldiği günden bu yana denizcilik sektöründe kadınların daha görünür olması ve eşit temsil edilmesi yönünde önemli adımlar atmış, bu alanda bir rol model olarak öne çıkmıştır. Dedetaş'ın şahsına yönelik kullanılan bu türden aşağılayıcı ve cinsiyetçi ifadeler, sadece kişisel bir saldırı niteliği taşımakla kalmayıp, aynı zamanda kadınların kamusal alanda üstlendikleri görevlere yönelik genel bir önyargıyı da besleme potansiyeli taşıyor. Bu tür bir dilin, gazetecilik meslek ilkeleriyle bağdaşmadığı ve kamuoyunu bilgilendirme görevini yerine getirirken tarafsızlık ve saygı ilkelerinden uzaklaştığı yönünde görüşler dile getiriliyor.
Olayın tetikleyicisi, Dedetaş'ın bir soruşturma kapsamında gözaltına alınmasıyla ilgili çıkan haberler oldu. Ancak Akit gazetesinin, bu gelişmeyi aktarırken kullandığı "twerkçi" gibi mesnetsiz ve kişisel bir sıfat, haberin içeriğinden bağımsız olarak, Dedetaş'ın kişiliğine ve mesleki kimliğine yönelik bir saldırı olarak algılandı. Bu türden ifadeler, gazeteciliğin temel prensipleri olan doğruluk, nesnellik ve kamu yararı ilkelerinden uzaklaşarak, kişisel saldırı ve itibarsızlaştırma çabası olarak yorumlanıyor. Gazetecilik meslek örgütleri ve sivil toplum kuruluşları, bu türden dil kullanımının kabul edilemez olduğunu ve mesleki standartların korunması gerektiğini vurguluyor.
Bu olayın ardından, özellikle kadın gazeteciler ve kadın hakları savunucuları, sosyal medya üzerinden tepkilerini dile getirerek, bu türden cinsiyetçi dilin yaygınlaşmasına karşı durulması çağrısında bulundu. Sinem Dedetaş'a yönelik kullanılan bu ifade, sadece bir bireye yönelik bir hakaret olmanın ötesinde, kadınların kamusal alanda maruz kaldığı sözlü taciz ve önyargıların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Uzmanlar, medyanın, özellikle hassas konularda dil kullanımına azami özen göstermesi gerektiğini, aksi takdirde toplumsal kutuplaşmayı artırabileceği ve gazeteciliğin güvenilirliğini zedeleyebileceği uyarısında bulunuyor. Bu durum, Türkiye'de medya etiği ve toplumsal cinsiyet eşitliği konularının ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.