İstanbul'da yaşanan ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran Rojin Kabaiş cinayeti davasında, sanık avukatlarının talebi üzerine Kabaiş'in kıyafetlerinden DNA örneği alınmadığına dair iddialar mahkemeye taşındı. Bu gelişme, davanın seyrini değiştirebilecek nitelikte olup, delil toplama süreçlerine ilişkin önemli soruları gündeme getirdi.
Rojin Kabaiş, geçtiğimiz aylarda evinde vahşice öldürülmüş halde bulunmuştu. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, Kabaiş'in erkek arkadaşı olduğu öğrenilen şüpheli gözaltına alınmış ve tutuklanmıştı. Ancak davanın ilerleyen aşamalarında, sanık avukatları müvekkillerinin beraatini sağlamak amacıyla, olay yerinde elde edilen delillerin yeterince incelenmediğini ve bazı kritik incelemelerin yapılmadığını iddia etti. Bu iddiaların başında ise, maktulenin kıyafetlerinden DNA örneği alınmadığı yönündeki beyanlar yer aldı.
Sanık avukatları, mahkemeye sundukları dilekçede, maktulenin kıyafetlerinin üzerinde bulunan olası yabancı DNA örneklerinin, olayın aydınlatılması ve gerçek failin tespiti açısından büyük önem taşıdığını belirtti. Bu tür örneklerin, cinayet anında olay yerinde bulunan kişilerin kimliklerini ortaya çıkarabileceği ve böylece davanın daha net bir şekilde çözümlenmesine yardımcı olabileceği savunuldu. Avukatlar, mevcut delil dosyasında bu tür bir incelemenin yapılmamış olmasının, soruşturmanın eksik yürütüldüğü anlamına geldiğini öne sürdü.
Mahkeme, sanık avukatlarının bu talebini değerlendirmeye alarak, ilgili adli tıp birimlerinden ve olay yeri inceleme ekiplerinden detaylı bilgi istedi. Bu talebin kabul edilmesi durumunda, Kabaiş'in kıyafetleri yeniden incelenerek DNA analizleri yapılabilir. Bu analizlerin sonuçları, davanın gidişatını doğrudan etkileyebilir. Eğer yabancı DNA örnekleri bulunursa, bu durum mevcut sanığın aleyhine yeni deliller oluşturabileceği gibi, olayın farklı bir boyut kazanmasına da yol açabilir. Öte yandan, herhangi bir yabancı DNA örneği bulunamaması halinde ise, mevcut delil durumu daha da güçlenebilir. Bu süreç, adalet sisteminin delil toplama ve değerlendirme mekanizmalarının ne kadar hassas olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.