Psikiyatrist Oytun Erbaş, katıldığı bir televizyon programında yaptığı açıklamalarda, toplumdaki eşcinsel bireylerin oranında bir artış gözlemlendiğini iddia etti. Erbaş'ın bu ifadeleri, sosyal medyada ve kamuoyunda geniş yankı bulurken, konunun hassasiyeti nedeniyle çeşitli tartışmaları da beraberinde getirdi.
Erbaş, açıklamasında spesifik bir veri veya bilimsel çalışma sunmadan, gözlemlerine dayandığını belirttiği bir artıştan bahsetti. Bu türden açıklamalar, özellikle toplumsal cinsiyet ve cinsel yönelim konularında yapılan bilimsel araştırmaların titizliği ve veriye dayalı olması gerekliliği göz önüne alındığında, eleştirilere açık hale geliyor. Cinsel yönelimin karmaşık bir olgu olduğu ve biyolojik, psikolojik ve çevresel faktörlerin etkileşimiyle şekillendiği bilim dünyasında kabul görmektedir. Bu nedenle, bireysel gözlemlerin veya genellemelerin bilimsel bir zemine oturtulması önem taşımaktadır.
Bu açıklama, Türkiye'de ve dünyada LGBTİ+ bireylerin hakları ve toplumsal kabulü üzerine süregelen tartışmalar bağlamında değerlendiriliyor. Cinsel yönelimin bir tercih veya hastalık olarak görülmemesi gerektiği, bunun bireyin doğal bir parçası olduğu yönündeki bilimsel ve insan hakları temelli yaklaşımlar, Erbaş'ın ifadeleriyle çelişki oluşturuyor. Toplumların bu konudaki farkındalığının artması ve önyargıların giderilmesi adına yapılan çalışmalar varken, bu türden iddiaların bilimsel karşılığının sorgulanması gerekmektedir.
Oytun Erbaş'ın ifadelerinin ardından, konunun uzmanlarından ve sivil toplum kuruluşlarından henüz resmi bir açıklama gelmedi. Ancak, sosyal medyadaki tepkiler, toplumun bu türden hassas konularda daha fazla şeffaflık, bilimsel veri ve kapsayıcı bir dil beklediğini ortaya koyuyor. Cinsel yönelim ve toplumsal oranlar üzerine yapılacak her türlü tartışmanın, bilimsel gerçekler ışığında, insan haklarına saygılı ve önyargısız bir zeminde yürütülmesi gerektiği vurgulanıyor. Bu türden açıklamaların, mevcut toplumsal kutuplaşmayı artırma potansiyeli taşıdığı da göz ardı edilmemelidir.