Oksijen gazetesi bünyesinde görev yapan üç muhabir, 2026 Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) oturumlarına katılarak gerçekleştirdikleri "rastgele işaretleme" deneyiyle dikkatleri üzerine çekti. Sınav sorularını okumadan, tamamen rastgele seçenekleri işaretleyen muhabirlerin elde ettiği sonuçlar, sınav sisteminin etkinliği ve adaletine dair önemli soruları gündeme getirdi. Deney sonucunda, muhabirlerden birinin 685 binden fazla adayı geride bırakması, diğerinin ise 391 binden fazla adayın önüne geçmesi, kamuoyunda ve eğitim çevrelerinde geniş yankı buldu.
Bu beklenmedik sonuçlar, eğitim sisteminin en kritik sınavlarından biri olan YKS'nin, adayların bilgi düzeylerini ne ölçüde doğru ölçtüğü sorusunu yeniden alevlendirdi. YKS, her yıl milyonlarca üniversite adayı için geleceğin kapılarını aralayan bir eşik niteliği taşıyor. Sınavın, öğrencilerin akademik birikimlerini ve problem çözme becerilerini adil ve objektif bir şekilde değerlendirmesi beklenirken, Oksijen muhabirlerinin rastgele işaretlemeyle dahi önemli bir başarı yüzdesi yakalaması, sistemin şeffaflığı ve güvenilirliği hakkında şüpheler doğurdu. Bu durum, geçmiş yıllarda da benzer şekilde dile getirilen, sınavın soru hazırlama ve değerlendirme süreçlerine yönelik eleştirileri de beraberinde getiriyor.
Oksijen gazetesi muhabirlerinin bu deneyi, sınavın yapısına dair derinlemesine bir inceleme yapma ihtiyacını ortaya koyuyor. Soruların zorluk derecesi, seçeneklerin ayırt ediciliği ve rastgele işaretlemenin başarı olasılığını ne kadar etkilediği gibi faktörler, bu deneyle birlikte daha görünür hale geldi. Muhabirlerin, herhangi bir bilgi birikimi veya strateji olmaksızın, sadece şans faktörüne dayanarak elde ettikleri başarı, sınavın, bilgiye dayalı ölçümden ziyade, bir tür "şans oyunu" haline gelip gelmediği tartışmalarını alevlendirebilir. Bu durum, özellikle sınavlara hazırlık sürecinde yoğun emek harcayan öğrenciler ve aileleri nezdinde hayal kırıklığı yaratma potansiyeli taşıyor.
Eğitim uzmanları, bu tür deneylerin, sınav sistemlerinin sürekli olarak gözden geçirilmesi ve iyileştirilmesi gerektiğini gösterdiğini belirtiyor. Rastgele işaretlemeyle dahi elde edilebilen bu tür sonuçlar, sınavın geçerliliğini ve güvenilirliğini sorgulatırken, aynı zamanda soru hazırlama komisyonlarının ve değerlendirme mekanizmalarının daha titiz çalışması gerektiği yönünde bir çağrı niteliği taşıyor. Gelecekte yapılacak sınavlarda, adayların gerçek bilgi ve becerilerini en doğru şekilde yansıtacak, şansa mahal bırakmayacak yöntemlerin geliştirilmesi, eğitim camiasının öncelikli gündem maddelerinden biri olmaya devam edecek gibi görünüyor. Bu deney, aynı zamanda öğrencilerin sınav kaygısını azaltma ve bilgiye dayalı öğrenmeyi teşvik etme konusunda atılması gereken adımlara da işaret ediyor.