İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu, Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar'ın, haklarını aramak için bir araya gelen şehit aileleri ve gazilere yönelik kullandığı "Kendinizi kullandırtmayın" şeklindeki ifadelerine sert tepki gösterdi. Dervişoğlu, Akar'ın sözlerinin kabul edilemez olduğunu belirterek, "49 yıl bu üniformayı giymişsin. Ne söyleyip söylemeyeceğini bilmiyor musun? Kahramana ne söyleneceğini hâlâ öğrenmediysen ben mi öğreteceğim sana?" ifadelerini kullandı.
Akar'ın açıklamaları, şehit yakınları ve gazilerin, maaş artışları, ekonomik sıkıntılar ve haklarının iyileştirilmesi talepleriyle ilgili bir araya gelerek kamuoyu oluşturma çabaları sırasında gelmişti. Bu durum, toplumun hassas kesimlerinden olan şehit aileleri ve gazilerin, devlet kurumlarından beklentilerini dile getirme haklarının ne kadar gözetildiği sorusunu yeniden gündeme getirdi. Akar'ın bu çıkışı, özellikle gaziler ve şehit aileleri dernekleri tarafından tepkiyle karşılandı ve devletin, kendisine hizmet etmiş bu kesimlere karşı daha duyarlı olması gerektiği yönünde eleştirilere neden oldu.
Dervişoğlu'nun Akar'a yönelik eleştirisi, sadece bir siyasi parti liderinin muhalefet refleksi olarak değil, aynı zamanda toplumun vicdanını temsil eden bir çıkış olarak da değerlendiriliyor. 49 yıllık meslek hayatı boyunca TSK'da üst düzey görevlerde bulunmuş bir ismin, şehit aileleri ve gaziler gibi kutsal bir değer olarak kabul edilen topluluklara karşı kullandığı dilin, devlet geleneği ve ahlaki değerlerle bağdaşmadığı savunuluyor. Dervişoğlu, Akar'ın bu tür hassas konularda daha dikkatli ve saygılı bir dil kullanması gerektiğini vurgulayarak, devletin bu kesimlere karşı sorumluluğunu hatırlattı.
Bu gelişme, Türkiye'de şehit yakınları ve gazilerin yaşadığı ekonomik ve sosyal sorunların yanı sıra, bu sorunlara yönelik dile getirilen taleplerin nasıl karşılandığına dair önemli bir tartışmayı da beraberinde getiriyor. Dervişoğlu'nun sert çıkışı, Akar'ın sözlerinin yarattığı kamuoyu baskısı ve olası bir geri adım atılıp atılmayacağı sorularını da gündeme taşıdı. Uzmanlar, bu tür açıklamaların, toplumun farklı kesimleri arasındaki güven bağını zedeleyebileceği ve devletin şeffaflık ile hesap verebilirlik ilkelerinden uzaklaştığı algısını güçlendirebileceği uyarısında bulunuyor.