Türkiye A Milli Futbol Takımı'nın elde ettiği son galibiyet, sosyal medyada geniş yankı buldu. Maçın ardından özellikle FETÖ ile ilişkilendirilen bazı hesapların gösterdiği aşırı tepkiler, kamuoyunda dikkat çekti. Bu hesapların, takımın başarısına yönelik sergilediği 'çocukça' ve 'manyakça' olarak nitelendirilen sevinç gösterileri, bazı kullanıcılar tarafından eleştirilere neden oldu. Bu durum, sporun birleştirici gücünün yanı sıra, siyasi ve sosyal gerilimlerin de spor üzerinden nasıl yansıtılabileceği sorusunu gündeme getirdi.
Sosyal medyadaki bu tepkilerin ardında, Türkiye'ye yönelik genel bir düşmanlık algısı olduğu iddia edildi. Paylaşımlarda, "Bu Türkiye size ne etti de bu kadar düşman oldunuz bu memlekete?!" gibi ifadelerle, söz konusu hesapların motivasyonları sorgulandı. Milli takımın başarısının, bazı çevrelerce siyasi bir malzeme olarak kullanılmaya çalışıldığı ve bu durumun sporun ruhuna aykırı olduğu yorumları yapıldı. Bu tür tartışmaların, spor müsabakalarının yarattığı olumlu atmosferi gölgeleyebileceği endişesi dile getirildi.
Öte yandan, Milli Takım'ın sahadaki başarısı, ülke genelinde büyük bir coşkuyla karşılandı. Taraftarlar, futbolcuları ve teknik heyeti tebrik ederek, bu galibiyetin milli birlik ve beraberlik duygularını pekiştirdiğini belirttiler. Ancak sosyal medyadaki bu tür kutuplaştırıcı tartışmaların, sporun birleştirici etkisini zayıflatabileceği ve toplumsal fay hattını derinleştirebileceği uyarısı yapıldı. Uzmanlar, sporun siyaset üstü bir alan olarak kalması gerektiğini ve başarıların kutlanırken, nefret söyleminden kaçınılması gerektiğini vurguladılar.