Ünlü Türk şarkıcı Mabel Matiz, son dönemde konserlerde yaşanan bir durumu eleştirerek dinleyicilerin sahne deneyimini olumsuz etkilediğini belirtti. Matiz, "Bütün bir etkinliğin baştan sona sadece telefonlarla yaşanması beni çok düşürüyor" diyerek, konser anında telefon ekranlarıyla karşılaşmanın kendisini performansından ve dinleyicilerle kurduğu bağdan kopardığını ifade etti. Şarkıcının bu çıkışı, sanatçıların ve dinleyicilerin konser deneyimine dair farklı bakış açılarını gündeme getirdi.
Matiz'in açıklamaları, günümüzdeki dijitalleşmenin sanatsal performanslar üzerindeki etkisine dair süregelen tartışmaların bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Teknolojinin hayatın her alanına nüfuz etmesiyle birlikte, konserler gibi canlı performanslarda da seyircilerin cep telefonlarını aktif olarak kullanması yaygınlaştı. Bu durum, bazı sanatçılar tarafından performansın bütünlüğünü bozduğu gerekçesiyle eleştirilirken, bazı dinleyiciler ise anı ölümsüzleştirmek veya sosyal medyada paylaşmak adına bu yöntemi tercih ediyor. Matiz'in "Şarkının ve duygunun içindeyken gözümü açtığımda yüzüme tutulan ekranları görmek beni ortamdan koparıyor" ifadesi, sanatçının sahneden izleyiciyle kurduğu duygusal bağı ve performansın akışını önemsediğini gösteriyor.
Bu durumun temelinde, teknolojinin sunduğu anlık paylaşım imkanları ile canlı performansın sunduğu eşsiz ve tekrarlanamaz deneyim arasındaki gerilim yatıyor. Sanatçılar, eserlerini icra ederken tüm dikkatlerini dinleyicilere ve müziğe vermek isterken, seyircilerin büyük bir kısmının telefonlarına odaklanması, bu konsantrasyonu dağıtabiliyor. Matiz'in "Elimden gelse telefonsuz bir konser" temennisi, bu gerilimin bir çözüm önerisi olarak algılanabilir. Ancak, bu tür bir uygulamanın seyirciler tarafından ne kadar kabul göreceği veya pratik olarak ne kadar uygulanabilir olduğu da ayrı bir tartışma konusu.
Mabel Matiz'in bu konudaki yorumları, sanat ve teknoloji ilişkisinin güncel bir boyutunu ortaya koyuyor. Konser deneyiminin sadece müzikten ibaret olmadığı, aynı zamanda görsel ve duygusal bir bütünlük gerektirdiği düşüncesi, sanatçının eleştirisinin temelini oluşturuyor. Bu durumun, gelecekteki konser organizasyonları ve seyirci davranışları üzerinde nasıl bir etki yaratacağı merak konusu. Sanatçılar, dinleyiciler ve mekan işletmecileri arasında bu konuya dair daha yapıcı diyalogların geliştirilmesi, hem sanatın icrası hem de izleyici deneyiminin iyileştirilmesi açısından önem taşıyor.