Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Prof. Dr. Kemal Özcan, menopozla ilgili yaygın yanlış anlaşılmalara dikkat çekerek, bu sürecin doğurganlığın sonlanması anlamına geldiğini, ancak cinsel yaşamın devam edebileceğini belirtti. Özcan, menopozun, kadınların üreme yeteneğini kaybettiği biyolojik bir evre olduğunu vurgulayarak, bu dönemde hormon seviyelerindeki değişimlerin vücutta çeşitli fizyolojik etkiler yarattığını ifade etti. Ancak, bu değişimlerin cinsel istek veya aktiviteyi tamamen sona erdirmesi gerekmediğini, pek çok kadının menopoz sonrası da aktif ve tatmin edici bir cinsel yaşama sahip olabildiğini sözlerine ekledi.
Menopoz sürecinin genellikle 45-55 yaşları arasında başladığını ve ortalama 4-8 yıl sürdüğünü belirten Prof. Dr. Özcan, bu dönemde görülen sıcak basmaları, uyku bozuklukları, vajinal kuruluk gibi belirtilerin cinsel yaşamı olumsuz etkileyebileceğini kabul etti. Ancak bu belirtilerin tıbbi müdahaleler ve yaşam tarzı değişiklikleriyle yönetilebileceğini söyledi. Özcan, "Menopoz, bir son değil, hayatın yeni bir evresidir. Kadınların bu süreci sağlıklı bir şekilde yönetmeleri ve yaşam kalitelerini korumaları için bilinçlenmeleri büyük önem taşıyor" diyerek, doğru bilgilendirme ve destekle kadınların menopoz dönemini daha rahat atlatabileceğini vurguladı.
Prof. Dr. Kemal Özcan'ın açıklamaları, menopozun sadece doğurganlıkla ilişkilendirildiği toplumlarda önemli bir farkındalık yaratma potansiyeli taşıyor. Uzmanın, cinsel yaşamın menopozla birlikte sona ermediği yönündeki vurgusu, kadınların bu doğal süreci daha olumlu bir bakış açısıyla ele almalarına yardımcı olabilir. Bu durum, aynı zamanda kadınların menopozla ilgili yaşadıkları fiziksel ve psikolojik zorluklar karşısında daha fazla destek görmeleri ve doğru tedavi yöntemlerine ulaşmaları açısından da kritik bir öneme sahip. Özcan'ın açıklamaları, menopozun bir tabu olmaktan çıkarılması ve kadın sağlığı açısından daha kapsamlı bir şekilde ele alınması gerektiği mesajını veriyor.
