Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı görüşmede, Ukrayna'daki çatışmaların sona erdirilmesi için Türkiye'nin arabuluculuk rolüne işaret etti. Tokayev, "Mümkünse bu çatışmayı geçici olarak durdurmak ve 'İstanbul Formülü 2.0'a geri dönmek gerekiyor. Çünkü o dönemde zaten önemli sonuçlar elde edilmişti," ifadeleriyle, 2022'deki barış görüşmelerine atıfta bulundu. Bu açıklama, uluslararası alanda barışın tesisi için Türkiye'nin diplomatik kapasitesine duyulan güveni bir kez daha ortaya koydu.
Ukrayna'daki savaş, Şubat 2022'de Rusya'nın tam ölçekli işgaliyle başlamış ve kısa süre sonra Mart 2022'de İstanbul'da kritik bir müzakere turuna sahne olmuştu. O dönemde, Türkiye'nin ev sahipliğinde yürütülen görüşmelerde, her iki tarafın da üzerinde uzlaşmaya yaklaştığı önemli maddeler belirlenmişti. Bu "İstanbul Formülü" olarak anılan çerçeve, Ukrayna'nın tarafsızlık statüsü, Rusya'nın güvenlik garantileri ve Kırım'ın statüsü gibi hassas konuları ele alıyordu. Ancak, ilerleyen süreçte sahadaki gelişmeler ve uluslararası siyasi dinamikler nedeniyle müzakereler sekteye uğramış ve umut vadeden bu süreç tamamlanamamıştı.
Tokayev'in Putin'e yönelik çağrısı, savaşın uzamasının getirdiği insani ve ekonomik maliyetlerin arttığı bir dönemde geldi. Taraflar arasındaki güvenin yeniden inşa edilmesi ve diplomatik kanalların tekrar açılması, çatışmanın daha fazla tırmanmasını önlemek adına büyük önem taşıyor. Kazakistan gibi Rusya ile yakın ilişkilere sahip bir ülkenin liderinin, Türkiye'yi çözüm adresi olarak göstermesi, Ankara'nın bölgedeki dengeleyici ve arabulucu rolünün altını çiziyor. Bu durum, Türkiye'nin hem Rusya hem de Ukrayna ile sürdürdüğü çok yönlü diplomatik temaslarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor.
Bu çağrının pratikte ne gibi sonuçlar doğuracağı ise henüz belirsizliğini koruyor. Ancak, Tokayev'in bu çıkışı, uluslararası toplumun Ukrayna'da kalıcı bir barışın sağlanması yönündeki beklentilerini yansıtıyor. Rusya'nın bu öneriye nasıl bir yanıt vereceği ve Ukrayna'nın bu diplomatik girişime bakışı, ilerleyen günlerde daha net şekillenecektir. Türkiye'nin ise, geçmişteki deneyimlerini de göz önünde bulundurarak, barış sürecinde yeniden aktif bir rol üstlenmesi bekleniyor.