Kars'ın tarihi dokusuyla öne çıkan Ani Ören Yeri'nde devam eden arkeolojik kazılar, Selçuklu dönemine ait önemli bir keşfe imza attı. Kazı çalışmaları kapsamında, Selçuklu Çarşısı'nda beş adet büyük küplü erzak deposu gün yüzüne çıkarıldı. Bu buluntular, bölgenin Selçuklu İmparatorluğu dönemindeki ticari ve ekonomik faaliyetleri hakkında değerli bilgiler sunuyor.
Ani Ören Yeri, Ermenistan sınırında yer alan ve UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde bulunan tarihi bir kenttir. Bir zamanlar Doğu'nun ve Batı'nın kesişim noktasında önemli bir merkez olan Ani, farklı medeniyetlere ev sahipliği yapmıştır. Selçuklu İmparatorluğu'nun Anadolu'daki hakimiyetinin önemli merkezlerinden biri olan Ani, bu dönemde hem askeri hem de ticari açıdan stratejik bir konuma sahipti. Selçuklu Çarşısı'nın gün yüzüne çıkarılması, o dönemin şehir planlaması ve günlük yaşamına ışık tutarken, yeni bulunan erzak depoları bu ticari hareketliliğin somut kanıtlarını oluşturuyor.
Kazıların Selçuklu Çarşısı'nda yoğunlaşmasıyla birlikte, dönemin ihtiyaçlarına yönelik depolama sistemleri de ortaya çıkmaya başladı. Beş adet büyük küpten oluşan bu erzak depolarının, tahıl, yağ veya diğer temel gıda maddelerinin saklanması amacıyla kullanıldığı düşünülüyor. Bu tür depoların varlığı, Ani'nin sadece bir idari ve dini merkez olmadığını, aynı zamanda canlı bir ticaret ağına sahip olduğunu da gösteriyor. Küplerin büyüklüğü ve sayısı, dönemin nüfusuna ve ticari hacmine dair ipuçları barındırıyor. Bu keşif, Ani'nin Selçuklu dönemindeki ekonomik gücünü ve lojistik kapasitesini anlamak açısından büyük önem taşıyor.
Arkeologlar, bulunan küplerin üzerindeki olası kalıntıları inceleyerek içeriklerini belirlemeye çalışacak. Bu depoların hangi ürünlerle doldurulduğunun tespiti, dönemin tarım ürünleri, ticaret rotaları ve halkın beslenme alışkanlıkları hakkında daha detaylı bilgiler sağlayacaktır. Ani'nin tarihi katmanlarının birer birer aydınlatılması, bölgenin geçmişine dair bilgilerimizi zenginleştirirken, aynı zamanda kültürel mirasın korunması ve gelecek nesillere aktarılması açısından da büyük önem arz ediyor. Bu keşif, Ani'nin UNESCO Dünya Mirası statüsünü pekiştiren önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.