Gazeteci Bahar Feyzan, Heybeliada Ruhban Okulu'nun yeniden açılması hazırlıklarına ilişkin yaptığı değerlendirmelerle dikkat çekti. Feyzan, olası bir açılış durumunda, özellikle sağ siyasetin geçmişte benzer durumlarda gösterdiği sert tepkilere atıfta bulunarak mevcut sessizliği sorguladı. Feyzan'ın açıklamalarına göre, normal şartlarda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) iktidarında böyle bir adımın atılması halinde, muhafazakar siyasi çevrelerin "Ruhban okulu açılıyor, ekümenik faaliyetler başladı, ülke elden gidiyor" gibi ifadelerle büyük bir tepki göstereceği öngörülüyor. Ancak mevcut durumda bu türden bir eleştirinin yükselmemesi, konunun kamuoyunda yeterince yankı bulmadığı veya farklı siyasi dinamiklerin etkili olduğu şeklinde yorumlanıyor.
Feyzan'ın vurguladığı bir diğer önemli nokta ise, bu konunun ana akım medya tarafından yeterince haberleştirilmediği yönünde. Bu durum, konunun kamuoyunda yeterince tartışılmasını engellediği ve halkın bilgilendirilmesi açısından bir eksiklik olarak değerlendiriliyor. Ruhban Okulu'nun statüsü ve işleyişi, Türkiye'nin Lozan Antlaşması çerçevesindeki uluslararası taahhütleri ve azınlık hakları gibi hassas konularla yakından ilişkili. Bu nedenle, okulun yeniden açılması veya faaliyetlerinin genişletilmesi gibi adımlar, hem iç hem de dış siyasette önemli yankı uyandırabilecek potansiyele sahip.
Heybeliada Ruhban Okulu'nun tarihi kökenleri ve Türkiye'nin Rum Ortodoks azınlığı için taşıdığı sembolik önem göz önüne alındığında, bu konunun siyasi ve toplumsal bir tartışma zemini bulması bekleniyor. Feyzan'ın eleştirileri, konunun şeffaf bir şekilde kamuoyu ile paylaşılması ve olası siyasi sonuçlarının derinlemesine analiz edilmesi gerektiği çağrısını taşıyor. Önümüzdeki süreçte, bu konunun siyasi partiler, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası aktörler tarafından nasıl ele alınacağı merak konusu olmaya devam edecek.


