Gazeteci Abdulkadir Selvi, sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşımda, Türkiye'deki medya yansımalarının çifte standardını eleştirdi. Selvi, CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel'in pazarcı esnafı tarafından övülmesinin bazı medya organlarında manşetlere taşındığını, ancak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın ABD Başkanı tarafından övülmesinin ise aynı organlarda yeterince yer bulmadığını veya üstü kapalı geçildiğini iddia etti. Bu durumun, medyanın siyasi olaylara ve liderlere yaklaşımındaki taraflılığı gözler önüne serdiğini savundu.
Selvi'nin bu çıkışı, Türkiye'de siyasi iletişimin ve medyanın rolü üzerine önemli bir tartışma başlattı. Medyanın, özellikle uluslararası platformlarda elde edilen başarıları ve olumlu gelişmeleri ne ölçüde kamuoyuna aktardığı sorusu gündeme geldi. Erdoğan'ın ABD Başkanı tarafından takdir edilmesi, Türkiye'nin uluslararası arenadaki konumunu ve dış politikadaki etkisini gösteren bir gelişme olarak değerlendirilebilir. Ancak Selvi'nin belirttiği gibi, bu tür olumlu haberlerin medya tarafından yeterince vurgulanmaması, kamuoyunun tam ve dengeli bilgilendirilmesi açısından bir eksiklik olarak yorumlanabilir.
Bu eleştiri, aynı zamanda siyasi aktörlerin kamuoyunda nasıl algılandığına dair de ipuçları veriyor. Medyanın, belirli siyasi figürlere yönelik olumlu veya olumsuz bir algı oluşturmadaki gücü biliniyor. Selvi'nin vurguladığı gibi, bir liderin yerel düzeyde olumlu tepkiler almasının geniş yankı bulması, ancak uluslararası düzeyde elde ettiği başarıların göz ardı edilmesi, siyasi söylemin ve medyanın bu söylemi nasıl şekillendirdiğinin bir göstergesi olarak kabul ediliyor. Bu durumun, siyasi kutuplaşmayı artırma potansiyeli taşıdığı da öngörülüyor.
