Ünlü oyuncu Eda Ece, 6 Şubat 2023'te Türkiye'yi sarsan büyük depremlerin ardından televizyon sektörünün bölgeye yönelik sorumluluğuna dikkat çekti. İstanbul'da "Yasak Elma" dizisinin çekimleri sırasında depremlere tanıklık eden Ece, sektörün bu zorlu süreçteki manevi yükümlülüğünü vurguladı. "Televizyon yapımlarından ekmek yediğimiz için insanlara karşı manevi olarak borçlu hissettik," diyen Ece, bu sözleriyle, sektörün sadece ekonomik değil, aynı zamanda toplumsal bir sorumluluğu olduğunu ifade etti.
Depremlerin vurduğu 11 ilde büyük yıkım yaşanırken, Türkiye'nin dört bir yanından yardım ve destek kampanyaları başlatılmıştı. Televizyon dünyası da bu kampanyalara kayıtsız kalmayarak, gerek bireysel olarak gerekse yapım şirketleri aracılığıyla çeşitli desteklerde bulunmuştu. Eda Ece'nin açıklaması, bu desteklerin ardındaki motivasyonu ve sektörün yaşadığı vicdani muhasebeyi gözler önüne seriyor. Özellikle deprem zamanı devam eden projelerin, hem çalışanların istihdamını sürdürmesi hem de topluma moral ve gündem oluşturması açısından kritik bir rol oynadığı biliniyor.
Ece'nin "Yasak Elma" dizisinin çekimleri sırasında yaptığı bu değerlendirme, sektörün deprem sonrası ilk günlerdeki ruh halini yansıtıyor. Dizinin çekimlerinin devam etmesi, bir yandan normalleşme çabalarının bir parçası olurken, diğer yandan da binlerce kişinin ekmek kapısı olmaya devam etmesi anlamına geliyordu. Bu durum, sanatçıların ve yapımcıların, hem sanatsal üretimlerini sürdürme hem de toplumsal dayanışmaya katkıda bulunma arasındaki hassas dengeyi nasıl kurmaya çalıştıklarını gösteriyor.
Oyuncunun bu içten ifadesi, deprem felaketinin ardından toplumun her kesiminde hissedilen dayanışma ve sorumluluk duygusunun bir yansıması olarak değerlendiriliyor. Eda Ece'nin sözleri, televizyon sektörünün sadece bir eğlence endüstrisi olmadığını, aynı zamanda toplumsal olaylara duyarlı olması gereken ve bu doğrultuda üzerine düşeni yapma gayreti içinde olan bir yapı olduğunu da ortaya koyuyor. Bu tür açıklamalar, sektörün toplumsal hafızadaki yerini ve sorumluluklarını yeniden şekillendirme potansiyeli taşıyor.