Gazeteci Deniz Göktaş'ın sosyal medya üzerinden yaptığı bir paylaşım, 'canlı bombalar arasında oruç tutanlarından korkuyorum' şeklindeki ifadesiyle dikkat çekti. Göktaş, bu söyleminin arkasındaki temel nedenin, oruç tutan bireylerin uzun süre aç ve susuz kalmaları nedeniyle yaşayabilecekleri gerginlik olduğunu belirtti. Bu durumun, potansiyel güvenlik tehditlerinin değerlendirilmesinde farklı bir boyut oluşturabileceği şeklinde yorumlandı.
Göktaş'ın açıklamaları, özellikle hassas dönemlerde toplumsal duyarlılık ve güvenlik protokolleri üzerine yeni tartışmaları da beraberinde getirdi. Kelime oyunu olarak nitelendirdiği bu yorumun, bireylerin dini vecibelerini yerine getirirken sergileyebilecekleri davranışsal değişimlere dair bir gözlem olduğu ifade edildi. Ancak, bu tür bir ayrımın ayrımcılığa yol açabileceği endişeleri de dile getirildi. Güvenlik birimlerinin, olası tehditleri değerlendirirken bu tür psikolojik faktörleri ne ölçüde dikkate aldığı ise merak konusu oldu.
Bu tür söylemlerin, kamuoyunda yanlış anlaşılmalara ve kutuplaşmaya neden olabileceği uyarısı yapıldı. Göktaş'ın ifadesinin, bir genelleme yapma amacı taşımadığı, sadece belirli bir durumdaki potansiyel gerginlik seviyesine dikkat çekme çabası olduğu savunuldu. Ancak, bu tür hassas konularda yapılan yorumların, toplumsal barış ve anlayış açısından daha dikkatli bir dil kullanılarak ifade edilmesi gerektiği vurgulandı. Olayın, güvenlik ve toplumsal hassasiyetler arasındaki denge üzerine düşünülmesi gereken bir örnek teşkil ettiği belirtildi.
