DEM Parti milletvekilleri Ali Bozan ve Onur Düşünmez, Türkiye Kızılay Derneği'nin statüsünü yeniden düzenleyen yasa teklifine karşı 15 sayfalık bir muhalefet şerhi sundu. Milletvekilleri, teklifte yer alan ve derneğin isminde 'Türk' ifadesinin korunmasını öngören maddeye itiraz ederek, bu ifadenin etnik bir kimlik dayatması olduğunu savundu. Bozan ve Düşünmez, daha önce Türk Kızılay Maden Suyu şişelerinden 'Türk' ifadesinin 2014 yılında kaldırıldığını hatırlatarak, bu durumun da 'Türk' adının etnik bir vurgu olarak algılandığına işaret ettiğini belirttiler.
Teklifin, Türkiye Kızılay Derneği'nin yapısını ve işleyişini yeniden belirlemesi beklenirken, DEM Partili vekillerin bu itirazı, derneğin ismindeki 'Türk' kelimesinin anlamı ve kapsayıcılığı üzerine bir tartışma başlattı. Milletvekilleri, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşundan bu yana farklı etnik kökenlerden vatandaşları bünyesinde barındırdığına dikkat çekerek, ulusal bir yardım kuruluşu olan Kızılay'ın isminde sadece belirli bir etnik kimliği çağrıştıran bir ibarenin kullanılmasının, kapsayıcı olma ilkesiyle çeliştiğini ileri sürdü. Bu durumun, ülkedeki tüm vatandaşlar tarafından benimsenen ve temsil edilen bir kurum olma vasfını zedeleyebileceği endişesini dile getirdiler.
Tartışmanın temelinde, 'Türk' kelimesinin hem bir vatandaşlık aidiyetini hem de belirli bir etnik kökeni ifade edebilmesi yatıyor. Milletvekilleri, yasa teklifinin bu hassasiyeti göz ardı ettiğini savunurken, Türkiye Kızılay Derneği'nin uluslararası alanda ve ülke içinde faaliyet gösteren bir yardım kuruluşu olarak, tüm vatandaşları kucaklayan bir isme sahip olması gerektiğini vurguladılar. 2014'teki maden suyu şişelerinden 'Türk' ibaresinin kaldırılmasının, bu konudaki toplumsal bir hassasiyetin göstergesi olarak değerlendirilebileceği ifade edildi.
Bu gelişme, Türkiye'nin çok kimlikli yapısı ve ulusal kimlik kavramları etrafındaki süregelen tartışmaların bir yansıması olarak görülüyor. Yasa teklifinin TBMM'deki görüşmeleri sırasında bu itirazın ne ölçüde dikkate alınacağı ve Kızılay'ın isminde bir değişiklik olup olmayacağı merak konusu. Uzmanlar, bu tür isim tartışmalarının, ulusal kimlik ve aidiyet duygularının yeniden tanımlanması çabalarıyla yakından ilişkili olduğunu belirtiyor. Kızılay gibi köklü bir kurumun isminin değiştirilmesi veya mevcut isminin korunması, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde farklı yorumlara yol açabilecek siyasi ve toplumsal sonuçlar doğurabilir.