Amerika Birleşik Devletleri Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA), 17 Temmuz 1974 tarihinde dönemin ABD Başkanı Richard Nixon'a sunduğu "ÇOK GİZLİ" ibareli bir notla, Türkiye'nin Kıbrıs'a yönelik olası bir askeri müdahalesine dair önemli değerlendirmelerde bulunmuştu. Belgenin ortaya çıkışı, Kıbrıs Barış Harekatı öncesindeki siyasi ve askeri atmosferi aydınlatması açısından büyük önem taşıyor.
Raporda, Türkiye'nin Kıbrıs'a müdahalesinin artık bir olasılık haline geldiği vurgulanırken, Ankara'nın bu yönde siyasi ve askeri hazırlıklarını tamamladığına dair işaretler bulunduğu belirtiliyordu. Özellikle askeri birliklerin güneye, yani Kıbrıs'a doğru sevk edildiği bilgisi, dönemin hassas dengeleri göz önüne alındığında dikkat çekiciydi. Bu not, Türkiye'nin Ada'daki Türklere yönelik artan endişeleri ve Yunanistan destekli darbenin yarattığı gerilim ortamında, uluslararası aktörlerin durumu nasıl algıladığına dair önemli bir kanıt niteliği taşıyor.
15 Temmuz 1974'te Kıbrıs'ta Yunanistan cuntasının desteklediği bir darbe ile Makarios yönetimi devrilmiş ve EOKA-B örgütü lideri Nikos Sampson iktidara getirilmişti. Bu darbe, Ada'daki Türk toplumu için büyük bir güvenlik tehdidi oluştururken, Türkiye'nin garantörlük hakkını kullanması yönündeki çağrıları da beraberinde getirmişti. CIA'in bu raporu, Türkiye'nin darbenin ardından hızla artan tansiyon karşısında aldığı önlemleri ve uluslararası kamuoyunun bu gelişmeleri yakından takip ettiğini gösteriyor. Raporun sadece ABD Başkanı'na sunulmuş olması, konunun en üst düzeyde ele alındığını ve stratejik bir öneme sahip olduğunu ortaya koyuyor.
Bu gizli belgenin gün yüzüne çıkması, Kıbrıs meselesinin tarihsel seyrini anlamak açısından kritik bir veri sunmaktadır. Türkiye'nin müdahale kararının ardındaki gerekçeler, uluslararası ilişkilerdeki dinamikler ve dönemin jeopolitik konjonktürü, bu tür belgelerle daha net bir şekilde analiz edilebilmektedir. Raporda belirtilen askeri sevkiyatlar ve siyasi hazırlıklar, Türkiye'nin Ada'daki Türklerin can güvenliğini sağlama ve siyasi statükoyu yeniden tesis etme amacını taşıyan müdahalesinin zeminini oluşturmuştur. Bu gelişme, aynı zamanda ABD'nin Türkiye'nin olası bir askeri harekatına dair önceden bilgilendirildiğini ve durumu yakından izlediğini de teyit etmektedir.