Bilim insanı ve tarihçi Celal Şengör, katıldığı bir programda Leo Tolstoy'un ölümsüz eseri Anna Karenina karakterine yönelik yaptığı yorumlarla gündeme geldi. Gazeteci Fatih Altaylı'nın sorularını yanıtlayan Şengör, Anna Karenina'yı 'orospu' olarak nitelendirdiğini doğrulayarak, "Kocasına ihanet edip bir subayla yatan bir kadına başka ne dersin?" ifadelerini kullandı. Bu çıkış, sosyal medyada ve edebiyat çevrelerinde geniş yankı buldu. Şengör'ün bu sert tanımlaması, edebiyatın en bilinen trajik figürlerinden birine getirilen alışılmadık bir bakış açısı olarak değerlendirildi.
Celal Şengör'ün Anna Karenina yorumu, edebiyat eleştirmenleri ve okurlar arasında farklı görüşleri tetikledi. Tolstoy'un 19. yüzyıl Rusya'sında geçen ve toplumsal normlarla bireysel tutkular arasındaki çatışmayı derinlemesine işleyen romanı, Anna Karenina'nın trajik aşk hikayesi üzerinden pek çok kez yorumlanmıştır. Karakterin yaşadığı toplumsal baskı, aşk arayışı ve nihayetinde düştüğü durum, edebiyat tarihinde pek çok tartışmaya konu olmuştur. Şengör'ün bu karmaşık karakteri tek bir kelimeyle tanımlaması, edebi analizlerdeki farklı yaklaşımları gözler önüne serdi. Bazı çevreler, Şengör'ün yorumunu karakterin eylemlerine odaklanan pragmatik bir bakış açısı olarak değerlendirirken, diğerleri bu tür bir dilin edebi bir eserin derinliğini ve karakterin psikolojik karmaşıklığını göz ardı ettiğini savundu.
Fatih Altaylı'nın "Anna Karenina orospu dedin mi?" sorusu üzerine Şengör'ün verdiği "Dedim. Senin yanında değil ama..." yanıtı, diyaloğun gerilimini artırdı. Bu kısa ancak çarpıcı karşılıklı konuşma, Şengör'ün düşüncelerindeki kararlılığını ve Altaylı'nın şaşkınlığını yansıttı. Şengör, karakterin eylemlerini ahlaki bir çerçevede değerlendirerek, kendi tanımlamasının gerekçesini açıkça ortaya koydu. Bu türden keskin ve provokatif açıklamalar, Celal Şengör'ün bilinen üslubunun bir parçası olarak değerlendiriliyor. Tarih ve bilim alanındaki çalışmalarıyla tanınan Şengör'ün, edebiyat eserlerine yönelik bu türden cesur yorumları, kamuoyunda dikkat çekmeye devam ediyor.
Şengör'ün Anna Karenina hakkındaki bu yorumu, edebiyatın toplumsal değerler ve bireysel ahlakla olan ilişkisini yeniden gündeme getirdi. Karakterin yaşadığı dönemin koşulları, Tolstoy'un eseriyle birlikte günümüzde de tartışılmaya devam ediyor. Şengör'ün bu çıkışı, edebi karakterlerin yorumlanmasında farklı disiplinlerin ve kişisel bakış açılarının ne kadar çeşitli olabileceğini gösteriyor. Uzmanlar, bu tür tartışmaların, edebiyatın zamansızlığını ve okuyucuyla kurduğu sürekli diyalogu pekiştirdiğini belirtiyor. Bu olayın, edebi eserlere yönelik güncel yorumların ve bu yorumların kamuoyundaki yansımalarının bir örneği olduğu düşünülüyor.