Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın geçtiğimiz haftalarda "ilk hafta ücretsiz, sonra 200 lira" şeklinde duyurduğu Çanakkale Köprüsü geçiş ücretlerinin, 1170 TL'ye yükselmesi kamuoyunda büyük yankı uyandırdı. Yapılan bu zam, köprünün açılışından kısa bir süre sonra gerçekleşti ve başlangıçta belirtilen ücretin yaklaşık altı katına denk geliyor. Bu durum, vatandaşların köprü kullanımına ilişkin beklentileri ile gerçekleşen maliyet arasındaki farkı gözler önüne seriyor.
Köprü geçiş ücretlerindeki bu astronomik artışın ardında yatan nedenler henüz resmi olarak detaylandırılmadı. Ancak, bu tür büyük altyapı projelerinde genellikle finansman maliyetleri, işletme giderleri ve yatırımın geri dönüş süresi gibi faktörlerin zam kararlarında etkili olduğu biliniyor. Ekonomik dalgalanmalar, döviz kurundaki değişimler ve enflasyonist baskılar da bu tür zamların gerekçeleri arasında gösterilebilir. Eleştirmenler, bu durumun "zararın kamulaştırılıp, kazancın özelleştirilmesi" olarak adlandırılan ve neoliberal ekonomi politikalarının bir yansıması olduğunu savunuyor. Bu yaklaşım, kamu kaynaklarıyla finanse edilen veya garanti edilen projelerde, olası zararların devlet tarafından üstlenilirken, elde edilen kârın özel şirketlere aktarılması anlamına geliyor.
Çanakkale Köprüsü geçiş ücretlerindeki bu yüksek artışın, bölgedeki ulaşım alışkanlıkları ve ekonomik faaliyetler üzerinde önemli etkileri olması bekleniyor. Vatandaşların köprü yerine alternatif ulaşım yollarını tercih etme eğiliminde olması, köprünün beklenen yolcu trafiğini ve gelirini olumsuz etkileyebilir. Ayrıca, artan maliyetlerin bölgedeki ticari faaliyetlere ve lojistik sektörüne yansıması da olası sonuçlar arasında yer alıyor. Bu durumun, projenin uzun vadeli fizibilitesi ve kamuoyu nezdindeki güvenilirliği açısından da değerlendirilmesi gerekeceği düşünülüyor.
