Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Yüksek İstişare Kurulu Üyesi Bilal Erdoğan, FETÖ terör örgütü ile ilgili yaptığı açıklamalarda, örgütün İslam, dindarlık veya Risale-i Nurlar gibi dini kaynaklarla ilişkilendirilmesine karşı çıktı. Erdoğan, "FETÖ’yü doğuran dindarlık olmamıştır, FETÖ’yü doğuran İslam olmamıştır, FETÖ’yü doğuran Risale-i Nurlar olmamıştır." ifadelerini kullanarak, örgütün dini referanslarla açıklanmaya çalışılmasının doğru olmadığını belirtti. Bu açıklama, FETÖ ile mücadele sürecinde dini motiflerin ve cemaat yapılanmalarının tartışıldığı bir dönemde geldi.
Bilal Erdoğan'ın bu çıkışı, FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sonrasında kamuoyunda ve siyasi çevrelerde sıkça dile getirilen, örgütün dini söylemler ve yapılar üzerinden taban bulduğuna dair tartışmalara bir yanıt niteliği taşıyor. FETÖ'nün, Gülen hareketinin lideri Fethullah Gülen'in kendi yorumları ve yorumladığı dini metinler üzerinden bir ideoloji geliştirdiği ve bu ideolojiyi kullanarak geniş kitlelere ulaştığı biliniyor. Ancak Erdoğan, bu tür dini kaynakların veya genel olarak dindarlığın FETÖ'yü doğrudan doğuran sebep olarak görülmemesi gerektiğini savunuyor. Bu yaklaşım, örgütün sosyolojik, siyasi ve psikolojik kökenlerinin daha derinlemesine incelenmesi gerektiği fikrini de beraberinde getiriyor.
Erdoğan'ın açıklamaları, FETÖ'nün eylemlerinin ve ideolojisinin, temsil ettiğini iddia ettiği dini değerlerden ayrıştırılması gerektiği argümanını öne sürüyor. Buna göre, örgütün kullandığı dini dil ve semboller, kendi siyasi ve hırslı amaçlarına ulaşmak için bir araç olarak kullanılmıştır. Bu bağlamda, örgütün doğuşunu ve gelişimini sadece dini referanslara indirgemek, olayın karmaşık yapısını göz ardı etmek anlamına gelebilir. Uzmanlar, FETÖ gibi yapılanmaların ortaya çıkışında sadece dini değil, aynı zamanda siyasi, sosyal ve ekonomik faktörlerin de rol oynadığını belirtiyor. Bu tür örgütlerin, devlet içindeki yapılanmaları, uluslararası destekleri ve toplumsal travmaları istismar etme potansiyelleri de incelenmesi gereken diğer boyutlar olarak öne çıkıyor.
Bilal Erdoğan'ın bu konudaki net duruşu, FETÖ ile mücadelede dini hassasiyetlerin korunması ve dini değerlerin terör örgütleriyle ilişkilendirilmemesi gerektiği mesajını veriyor. Bu açıklama, aynı zamanda, dini cemaatlere yönelik genel bir önyargının oluşmasını engelleme amacı da taşıyor olabilir. Ancak, FETÖ'nün kullandığı dini söylemin ve yapılanmanın, örgütün taban bulmasında ne kadar etkili olduğu konusundaki tartışmaların devam edeceği öngörülüyor. Bu tür açıklamalar, kamuoyunda FETÖ'nün kökenleri ve motivasyonları hakkında farklı görüşlerin ortaya çıkmasına neden oluyor ve konunun daha geniş bir perspektiften ele alınmasını gerektiriyor.