Ağrı'da görev yapan bir kadın hastalıkları ve doğum uzmanı doktorun, sosyal medya hesabından kliniğinde 'kadın sünneti' yaptığını duyurması kamuoyunda büyük tepkilere neden oldu. Sosyal medya platformunda yer alan '@mesudedemirr' kullanıcı adlı doktorun paylaşımı, kısa sürede geniş yankı buldu ve etik tartışmaları alevlendirdi. Kadın sünneti, dünya genelinde insan hakları ihlali olarak kabul edilen ve birçok uluslararası kuruluş tarafından kınanan bir uygulama olması sebebiyle, bu tür bir duyurunun bir sağlık profesyoneli tarafından yapılması ciddi eleştirilere yol açtı.
Kadın sünneti, kadın genital organlarının kısmen veya tamamen alınması veya kadın dışsal genital organlarında başka yaralanmaların tıbbi olmayan nedenlerle yapılması olarak tanımlanmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve Birleşmiş Milletler (BM) gibi kuruluşlar, bu uygulamanın kadın ve kız çocuklarının sağlığına ciddi zararlar verdiğini, fiziksel ve psikolojik travmalara yol açtığını vurgulamaktadır. Türkiye'de de kadın sünneti yasal olarak suç teşkil etmekte ve sağlık profesyonelleri tarafından uygulanması kesinlikle yasaktır. Bu bağlamda, bir doktorun böyle bir uygulamayı duyurması, meslek etiği ve yasal mevzuat açısından kabul edilemez bir durum olarak değerlendirildi.
Kamuoyundan gelen yoğun tepkiler üzerine doktor, sosyal medya hesabındaki ilk paylaşımını sildi. Ardından, yaptığı yeni bir paylaşımla söz konusu işlemin 'kadın sünneti' olmadığını, 'hud derisi alma' işlemi olduğunu iddia etti. Bu açıklama, ilk paylaşımın yarattığı etkiyi ve ortaya çıkan tepkileri hafifletme çabası olarak yorumlandı. Ancak, 'hud derisi alma' işleminin de tıbbi gereklilikler dışında ve özellikle kadınlar üzerinde uygulanmasının potansiyel riskleri ve etik boyutları hakkında da tartışmalar devam etmektedir. Sağlık otoritelerinin ve ilgili meslek örgütlerinin bu konuya dair nasıl bir inceleme başlatacağı merak konusu.
Bu olayın, sağlık profesyonellerinin sosyal medyayı kullanımına ilişkin etik kuralların ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiği belirtiliyor. Uzmanlar, bu tür hassas konularda yapılacak paylaşımların hem yasal mevzuata hem de meslek etiğine uygun olması gerektiğini vurguluyor. Ayrıca, kadın sağlığına yönelik yanlış bilgilendirmelerin ve uygulamaların önüne geçilmesi için denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiği ifade ediliyor. Olayın, kadın hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşları tarafından da yakından takip edilmesi bekleniyor.