Adana'da etkili olan sıcak hava dalgası, özellikle dar gelirli ailelerin çocuklarını zor durumda bırakıyor. Kentte, ekonomik sıkıntılar nedeniyle serinleme imkanı bulamayan çocuklar, tehlikeli olmasına rağmen merkez Seyhan ilçesi yakınlarındaki bir sulama kanalında yüzerek sıcaktan korunmaya çalıştı. Sosyal medyada paylaşılan görüntülerde, çocukların can güvenliğini hiçe sayarak kanalın bulanık sularında yüzdüğü görülüyor. Görüntülerin ardından yetkililerin bu duruma müdahale edip etmediği merak konusu oldu.
Adana, Türkiye'nin en sıcak şehirlerinden biri olarak biliniyor ve yaz aylarında sıcaklıklar sıklıkla 40 dereceyi aşıyor. Bu durum, özellikle altyapısı yetersiz veya ekonomik gücü kısıtlı bölgelerde yaşayan vatandaşlar için ciddi sorunlar yaratıyor. Havuzlara veya serinleme merkezlerine erişimi olmayan ailelerin çocukları, sıcaktan bunaldıklarında alternatif ve çoğu zaman tehlikeli yöntemlere başvurmak zorunda kalıyor. Sulama kanalları, tarımsal sulama amacıyla kullanıldığı için hem derinlikleri hem de akıntı hızları açısından risk taşıyor. Ayrıca, bu suların içinde tarımsal ilaç kalıntıları veya diğer zararlı maddeler bulunma ihtimali de sağlık açısından ciddi tehditler oluşturuyor.
Paylaşılan kısa videoda, bir çocuğun "Abi, vallahi paramız yok. Sıcaktır. Öğlenleyin otobüse bin, viiyy, öyle bir ateştir. İşler bitti, para kalmadı." şeklindeki sözleri, bölgedeki ekonomik zorlukların boyutunu gözler önüne seriyor. Bu ifadeler, çocukların temel ihtiyaçlarını karşılama konusundaki güçlüklerin yanı sıra, sıcakla mücadele için bile yeterli kaynağa sahip olamadıklarını gösteriyor. Bu durum, sosyal devlet ilkesi çerçevesinde dezavantajlı bölgelerdeki çocukların temel haklarına erişiminin sağlanması gerektiği tartışmalarını da yeniden alevlendiriyor.
Uzmanlar, bu tür görüntülerin münferit olaylar olmadığını, benzer durumların ülkenin birçok yerinde yaşandığını belirtiyor. Özellikle yoksulluk oranının yüksek olduğu bölgelerde, çocukların güvenli ve sağlıklı ortamlarda serinleme hakkının teminat altına alınması gerektiğini vurguluyorlar. Belediyelerin ve ilgili kamu kurumlarının, bu tür riskli alanlarda denetimleri artırması, ailelere yönelik bilgilendirme çalışmaları yapması ve acil eylem planları oluşturması gerektiği ifade ediliyor. Kanal kenarlarına uyarı levhaları yerleştirilmesi ve devriyelerin sıklaştırılması gibi önlemlerin yanı sıra, uzun vadede sosyal belediyecilik anlayışıyla, dar gelirli semtlerde halka açık ve güvenli yüzme alanları oluşturulması gerektiği de öneriler arasında yer alıyor.