Eski AKP Sözcüsü Hüseyin Çelik'in, 15 Temmuz darbe girişimiyle ilgili olarak Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı Hakan Fidan ve dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar'ın neden ifade vermediğine dair soruları, darbe girişiminin üzerinden yıllar geçmesine rağmen hala kapanmamış bir dosya olduğunu ortaya koydu. Çelik, "15 Temmuz benim açımdan kapanmış, tüm soruları yanıtlanmış bir dönem değildir" diyerek, bu önemli olayın aydınlatılmasında kilit rol oynayabilecek isimlerin neden sürece dahil edilmediğini sorguladı. Bu durum, darbe girişiminin tüm boyutlarıyla anlaşılması ve sorumluların tam olarak belirlenmesi açısından kamuoyunda yeni tartışmaları alevlendirdi.
Çelik'in açıklamaları, 15 Temmuz darbe girişiminin faillerinin yanı sıra, o dönemdeki kritik görevlerde bulunan ve olayın gelişimine dair önemli bilgilere sahip olabilecek kişilerin de mercek altına alınması gerektiğini gösteriyor. Dönemin Genelkurmay Başkanı Hulusi Akar ve MİT Başkanı Hakan Fidan gibi isimlerin, darbe girişiminin önlenmesindeki rolleri ve o gece yaşananlara dair bilgileri, davanın tam anlamıyla aydınlatılması için büyük önem taşıyor. Bu isimlerin ifade vermemiş olması, olayın üzerindeki sis perdesini kaldırmaya yönelik çabalarda bir eksiklik olarak değerlendiriliyor ve kamuoyunda farklı yorumlara neden oluyor.
Hüseyin Çelik'in bu çıkışı, 15 Temmuz darbe girişiminin sadece askeri unsurlarla sınırlı kalmadığı, aynı zamanda siyasi ve istihbarat boyutlarının da bulunduğuna işaret ediyor. Akar ve Fidan gibi isimlerin ifade vermemesi, olayın ardındaki karanlık noktaların aydınlatılmasını engellediği endişesini taşıyor. Bu durumun, darbe girişiminin toplumsal hafızadaki yerini ve adalet arayışını nasıl etkileyeceği ise zamanla daha net ortaya çıkacaktır. Kamuoyunun bu konudaki beklentisi, tüm şeffaflığıyla aydınlatılmış bir süreç ve sorumluların tam olarak hesap vermesidir.
